11 Şubat 2018 Pazar

Borne



Paradoksları düğümlenen şüphelerden renklidir
Gerçeği vuran isyan sonrası uyanışım
Umudum, an ya da döngülere zincirlenen uzun hüzünlü eğriler
İpuçlarıyla gecenin ölü cesedini delip geçebiliyor ağıdım

Albert`s Monologue



İnsan varlığına inanmanın seçimi haklı bir amaca mı sahiptir?
Varlık, yalnızca amaçların seçimlerinden mi kaynaklanır?
Acının ilişkisi ve evrenin doğal anlamsızlığı ne kadar etkilerdi bireyi?
Yoksa anlamsız bir dünya karşısında kendi anlamınızı yaratmakla mı ilgilidir herşey?
Hayatın anlamsızlığına, sürekli tekrarlanan mücadelesine inanmanın neresindeydi umut?
Kendi beklentilerimiz içinde bir tomurcuk olarak mı kavranmalıydı hislerimiz?
Yoksa boş bir düşünceye sığdığını mı düşünüyoruz gözlerimizin saf gölgesinin?

10 Şubat 2018 Cumartesi

Feragat



Yolumuz ölü bir sessizliğe büründüğü sürece
Gerçeğin kasvetli soğukluğunda saklandığında dünya
Zamanı yeniden keşfetme ihtiyacı duyduğumuz anlarda
İçgüdülerimizin rutini zorunlu hale geldiğinde
Yaşamın perdelenmiş renkli bir güzelliğe sahip olduğunu düşündüğümüzde
Evrimimizi işgal eden bu değersiz hayallerden feragat edeceğiz

Home



Yaptığınız her şey bir sessizlikle başlar
Sizi ilahi yerden uzak tutan mesafeleri aşabilirdim
Ancak geri dönüp başlangıç noktasını bulanıklaştırdım
Bir türlü koleksiyoncusu olamadım dağınık parçalarımın
Halbuki bulabilirdi Tanrı`nın ölçüsünü
Ulaşamaz sonsuzluğun bir yudumu
Başlangıçlarımızı kısa sürede kopacak kristal bir iplikten asıyoruz
En rasyonel tahminlerimiz zamanın vahametinin altında eziliyor

Akıntı



Biçimsizliğe doğru bir yolculuk
Beni getiren anıların perspektifine kadar uzanan

Belkide;
Huzursuz ağaçlar korumalı bizi gölgemizden

Belkide;
Gerçeği oyuncak yapar cehaletin nehirleri

The Time



Evrenin fiziksel parametrelerinin dışında yatar hayatın özü
Renklerin dışavurumu anlamsızlaşır boşluk içinde salınan zamanda
Vazgeçtim zamandan, gerçekliğin üzücü ütopyası için bir boşluk bırakan

Ki zaman;
Basit bir topluluğun zihninden doğan önemsiz bir soyutlamadır

Son Çıkış



Ben de senin gibi bir hayalperestim,
Sezgilerim benim için ne karar verirse öyleyim.
Kaybedecek bir şeyim yok,
Ancak eğer kaybedersem
Yüksek bir rastlantıyla
Muazzam bir Tanrı ile karşılaşırken dinlerim kalbimi
Sana kubbemin kapılarını açardım ama
Çürümeye mahkum edilmiş başka bir ruhtur bana ait olan
Ve teslim olmak için geldim
Var olan inancıma ve zihnime yetişmek için,
Girdiğiniz gibi,
Belirlenen rafta yanlış yaptığım inançlarınızı bıraktım
Vicdanımın birgün geçmeme izin verdiği umudunun
Yavaş yavaş ölmesini görüyorum.